8 Mart Türkiye'de ve dünyanın pek çok ülkesinde, kadınların hak ve eşitlik isteklerini dile getirdikleri, kadın olmaktan dolayı yaşadıkları sorunlarına dikkat çektikleri, bir araya geldikleri bir gündür. Bugün 8 Mart, bugün dünyanın en kutsal varlığının var olma mücadelesini verdiği gün. Türkiye ve tüm dünyada kadınlar gönüllerince günlerini kutlayacaklar, konuşacaklar, eğlenecekler, bağıracaklar, haklarını arayacaklar, haykıracaklar biz insanız diye, kısacası her alanda özgür olma mücadelesi verecekler.
Peki kadınlarımız neden böyle bir arayış içindeler 8 Mart nerden ve nasıl doğdu? Kısaca bir tarihe göz atalım.
“Bu tarihin uluslar arası düzeyde kabul gören bir hal alması 1970'lere rastlasa da, bu tarihe kaynaklık eden olay ve dünya kadınlarının ortak bir gün kutlama isteğinin gündeme gelişi 1800'lerin ortasına rastlar.
ABD'nin New York kentindeki Cotton tekstil fabrikasında çalışan işçi kadınlar, 1800lü yılların ortalarından beri daha iyi çalışma koşulları, emeklerinin karşılığında hakkettikleri ücret ve daha iyi yaşam için mücadele vermektedirler. Ama, bunca yıllık mücadeleye karşın elde edebildikleri pek bir hak yoktur. En sonunda, haklarını alabilmek için son çarelerden biri olan greve başvururlar ve grev ilan ederler. Patronların buna verdiği cevap ise hunharca bir saldırı olur. Patronlar ve onlarla iş birliği yapan "gardiyan"lar işçi kadınları fabrika binasına kilitler. Patronlar, bu yolla işçi kadınlara destek veren sendika görevlilerinin grev yapan kadınlarla dayanışmaya girmelerini önlemek amacını gütmektedir. Patronların korkusu, işçi kadınların verdikleri kavganın güçlenmesi ve grevin başka fabrikalara sıçramasıdır. Fabrika binasında birdenbire beklenmedik bir yangın baş gösterir, kısa bir süre içinde binanın hemen hemen tümü alevlere teslim olur. İçerde bulunan kadın işçilerden yalnızca çok azı kaçarak canlarını kurtarabilir. Fabrikanın çevresinde barikatlar kurmuş olan karşı grevcilerin çemberini yarıp dışarı çıkabilmeyi ne yazık ki pek az emekçi kadın başarabilir. Fabrikada kapalı kalan yüzün üzerinde işçi kadın alevler içinde can verir. Aynı yıl yine tekstil, tütün ve diğer endüstri kollarında kadın işçiler mücadeleyi devam ettirirler, işlerini bırakarak grev dalgasını sürdürürler. Grevler 1909 yılında da devam eder. Manhattan'da tekstilde çalışan 20. 000kadın işçinin ilan ettiği grevde, binlercesi tutuklanır. Buna rağmen, grev önlenemez. İki ay süren grevin sonunda kadın işçiler kavgasını verdikleri hakları elde ederler, patronlar kadın işçilerin taleplerini kabul etmek zorunda kalırlar.” İşte böyle bir özgürlük mücadelesinin haklı gururunu yaşar kadınlar 8 Mart’ta, peki Türkiye’de özgürlük mücadelesi nasıl yapılıyor? Şöyle bir irdeleyelim mi? Türkiye’ de özgürlük nedir?
Özgürlük kelimesi hepimize ne kadar da tanıdık geldi değil mi? Neden gelmesin ki! Aylardır Türkiye’de bir özgürlük sevdasıdır gidiyor. Özgürlük demişken nedir bu özgürlük? Türk Dil Kurumu’nun tanımı olarak özgürlük “Herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya bağlı olmaksızın düşünme veya davranma, herhangi bir şarta bağlı olmama durumu, serbestî”. Birde Adalet ve Kalkınma Partisi’nin öncülüğünü yaptığı, aylardır bize dayatmak istediği çok farklı bir özgürlük yaklaşımı var duydukça şaşırıyor bambaşka bir özgürlük öğreniyoruz. Kendi tabanının sözde ihtiyaçlarına göre özgürlüğü yorumluyor ve sözüm ona kadınlara Özgürlük vaat ediyor. Şöyle bir bakalım AKP’nin kadına vaat ettiği sözde özgürlük paketinin içinde neler var. “Kimse kılık kıyafet tercihlerinden ötürü yüksek öğrenim hakkından mahrum edilemez herkes dini inancının gereğini yerine getirmekte özgürdür.”. Fakat dini inancın gereğini üniversitede eğitim aldığın sürece yerine getirebilirsin peki daha sonra? Kamu sektöründe çalışırsan üniversite süresince sana vaat edilen özgürlüklerde bir takım tanım değişiklikleri yapacağız nedir bunlar; Anayasamızın 2.maddesine göre Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir ve sen laik Türkiye Cumhuriyetinin 2. maddesini kafana taktığın sözüm ona o bez parçasıyla ihlal ediyorsun, kamu sektöründe bu şekilde çalışamazsın, TBMM' ye milletvekili olarak bu şekilde seçilemezsin, bunun adı üniversitede özgürlüktü peki ya şimdi, şimdi değişti. Akp siyasi emellerine ve rant gelirlerine göre özgürlüğü yorumluyor ve soruyor: “Neresinden bakarsanız nasıl bir özgürlük istersiniz?”
Son zamanlarda ağızlarda sakız olan bir başka özgürlük ifadesi de din ve vicdan özgürlüğü. AKP hemen bu noktada devreye giriyor neden çünkü halkın partisi, neden çünkü her kesimin hükümeti ve kesinlikle çözülmesi gereken problemler var. AKP din ve vicdan özgürlüğünü de pek tabii kendi tabanının sözde ihtiyaçlarına göre yorumluyor. Türbanın üniversiteye girmesiyle sağlanan din ve vicdan özgürlüğüne nedendir bilinmez Alevi öğrencilere Sünni Hanefi kültürüne göre işletilen ve zorunlu olarak dayatılan Din kültürü ahlak bilgisi dersiyle en ufak bir zeval gelmiyor. Alevilerin inanç ve sosyal ihtiyaçlarını yerine getirdiği Cem evlerine devlet katında hiçbir sosyal statü verilmiyor ve yine özgürlüklerde en ufak bir zedelenme olmuyor. AKP kendi rant gelirlerine göre özgürlüğü yorumluyor ve soruyor: “Neresinden bakarsanız nasıl bir özgürlük istersiniz?”
Türkiye'de binlerce dershanede milyonlarca öğrenci dershanelere servet yağdırarak üniversitenin kapısını aralamaya çalışırken, diğer bir tarafta başka milyonlar bırakın üniversite hayalini açlıkla boğuşurken, özellikle kızlarımız okul kapılarından dövülerek alınırken, özel üniversitelere binlerce amerikan doları vererek avukat, doktor, mühendis olunabilirken, AKP diyor ki kimsenin kılık kıyafet tercihinden ötürü eğitim hakkı elinden alınamaz. Doğal olarak insanın aklına bir soru geliyor peki üzerine giyecek kıyafet bulamayanlar ne yapacak? Cebinde parası olmayanın elinden alınan özgürlük ne mutlu bize ki sermayeye sonuna kadar açılıyor. Gırtlağımıza kadar özgürlüğe batmışız ne mutlu bize.
Yine Türkiye’ de binlerce kızımız bir mal gibi alınıp satılırken, okula gönderilmeyip tarlalarda çalıştırılırken, yüzlercesi namus cinayetlerine kurban giderken, iktidar partisi kadına özgürlüğü nasıl vaat ediyor, saçını sıkma baş kapatacaksın ve özgürce yüksek öğrenim hakkını kullanacaksın, yani AKP yine kendine tabanının sözde ihtiyaçlarına göre özgürlük yorumluyor ve soruyor: “Neresinden bakarsanız nasıl bir özgürlük istersiniz?
Peki kadınlar ne istiyor? Kadınlar gerçek anlamda özgürlük istiyor, kadınlar dinci gericiliğin arkasında kalan özgürlük istemiyor, namus cinayetleri istemiyor.Eşit, adil bir dünya istiyor, çağdaşça yaşamak istiyor. Peki kız öğrenciler ne istiyor, dershanelere milyonlar yatırmak istemiyor, eşit, parasız bir eğitim istiyor, sosyal haklarını istiyor. Anlayacağınız herkes özgürlük istiyor parası olmayana da özgürlük.
Kadınlar gününüz kutlu olsun efendim.
ILGIN BEK
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
1 yorum:
Merhabalar,
Sweeteews, amatör yorumları ila bütün "topless" hayranlarını davet eder. Sweeteews Kanada ve Fransa arasında kurulmuş bir "marka"dır. Sweeteews fransızca forumun ardından, fransızca blog kuruldu. Fransızca blog yetmedi ve İngilizce blog kuruldu, aynı zamanda Türkçe blogumuzda yayına girdi. Blogumuzun hayatta kalabilmesi için sizin desteğinize ihtiyacımız var.
Yorumlarınızı bekleriz !
Saygılar,
Sweeteews co-kurucusu Atesh.
Yorum Gönder